AVRUPA’NIN ÇÖPÜ TÜRKİYE’YE MERSİN’DEN GİRİYOR!

14 Haziran 2026 Pazar 19:40

Liman ve sanayi bölgeleri nedeniyle yoğun bir lojistik merkez konumundaki Mersin ile Türkiye’nin en büyük plastik geri dönüşüm kümelerinden biri hâline gelen Adana’daki tesislerin denize taşıdığı atıklar sahilleri mikroplastik ile dolduruyor!

Hediye Eroğlu

 

Uzmanlar 5 Haziran Çevre Günü dolayısıyla Mersin ve bölgesindeki kirliliğe dikkat çekerken sahillerde artan mikroplastik atıklar endişe yaratmaya devam ediyor.

Çin'in piyasadan çekilmesinin ardından önemli bir atık ithalatçısı hâline gelen Türkiye, Avrupa’nın çöp deposu haline gelirken özellikle Adana- Mersin bölgesinin bu sektördeki yükselişi sahillerde mikroplastik kabusu oldu.

Bölgede kanser vakalarında yaşanan gözle görülür artış yaşandığı sık sık dile getirilirken, bu durumun ekolojik yıkımın acı bir faturası olduğunu dikkat çeken uzmanlara son olarak Kimya Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilciliği de eklendi.

 

“MERSİN VE ADANA KIYILARINDAKİ MİKROPLASTİK SORUNU, YEREL BİR MESELE DEĞİL”

Kimya Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Emre Üresin, Mersin ve Adana kıyılarındaki mikroplastik sorununun, bugün sadece yerel bir çevre problemi olmadığını söyleyerek, “Tüm Doğu Akdeniz’i etkileyen bölgesel bir kirlilik zincirinin parçası olarak görülüyor. Özellikle liman faaliyetleri, yoğun plastik kullanımı, nehirlerle taşınan atıklar, yetersiz atık yönetimi ve bazı geri dönüşüm uygulamaları bu yükü artırıyor.

 

AKDENİZ NEDEN MİKROPLASTİK AÇISINDAN KRİTİK BİR BÖLGE?

Akdeniz neden mikroplastik açısından kritik bir bölge? Akdeniz'in her kilometrekaresinde boyutları 5 milimetreden küçük 1,25 milyon plastik parça bulunduğu hesaplanmaktadır.

Akdeniz dünyanın en yoğun plastik biriken denizlerinden biri olarak gösteriliyor. Bunun birkaç nedeni var: Yarı kapalı bir deniz olması nedeniyle su sirkülasyonu okyanuslara göre daha zayıf. Çok sayıda ülkenin kıyısı bulunuyor ve yüksek nüfus baskısı var. Turizm, deniz taşımacılığı ve kıyı kentleri yoğun plastik tüketiyor. Nehirler ve limanlar sürekli atık taşıyor.

Akdeniz’deki deniz çöplerinin yaklaşık yüzde 95’ini plastikler oluşturuyor ve bunların önemli bölümü zamanla mikroplastiğe dönüşüyor” dedi.

 

MİKROPLASTİKLER İNSAN KANINDA ÇIKIYOR

Mikroplastiklerin; Balıklara, midyelere, deniz kaplumbağalarına, ve son aşamada da insan vücuduna kadar ulaşabildiğine dikkat çeken Üresin, insan kanında yapılan analizlerde mikroplastiğe rastlandığına dair çalışmalar olduğunu bildirdi.

Başkan Üresin “Mersin ve Adana’da mikroplastik kirliliğinin temel kaynaklarını hakkında ise söylebileceğimiz temel unsurlar ise şunlardır : Deniz kirliliğinde karasal etki çok yüksek. Hatta başlıca sebebin karasal kaynaklar olduğunu söylemek doğru olacaktır.

 

ATIKLAR DENİZE PLASTİK TAŞIYOR

Dereler, yağmur suyu kanalları, kontrolsüz depolama alanları, sahillere bırakılan çöpler, sanayi atıkları denize plastik taşıyor. Mersin limanı ve sanayi bölgeleri nedeniyle yoğun bir lojistik merkez. Adana ise Türkiye’nin en büyük plastik geri dönüşüm kümelerinden biri hâline geldi. Doğru işletilen modern tesisler çevre için gereklidir.

Ancak: Denetimsiz, eski teknoloji kullanan, açık alanda depolama yapan, filtreleme ve atık su kontrolü yetersiz olan, ruhsatsız çalışan tesisler ciddi çevresel risk oluşturabiliyor.

Türkiye’de plastik geri dönüşüm sektörünün merkezi büyük ölçüde Adana. Seyhan nehri etrafında yoğunlaşmış bu tesislerin atık suları ile çok ciddi bir plastik yükü Akdeniz’e taşınmaktadır. Mersin Limanı’na gelen ithal plastiklerin önemli kısmı Adana’daki tesislere taşınıyor. Yurtdışının çöpünü para kazanmak uğruna alıyoruz. Riskler ise saymakla bitmeyecek kadar çok.

Plastik parçalarının çevreye saçılması, öğütme işlemleri sırasında mikroplastik yayılımı, açıkta yakma faaliyetleri, yağmurla dere ve kanallara taşınan plastik kırpıntıları, havaya yayılan toksik partiküller.

Gürültü ve Yaşam Kalitesi; yangın riski koku sorunları, toprak kirliliği başlıca sorunlar olarak sayılabilir” diye konuştu.

 

YURT DIŞINDAN GELEN PLASTİK ATIKLARIN TÜRKİYE’YE GİRİŞ ADRESİ MERSİN OLDU!

Yurt dışından gelen plastik atıkların etkisinin ise oldukça tartışmalı bir konu olmaya devam ettiğini belirten Emre Üresin, “Türkiye, özellikle Çin’in plastik atık ithalatını kısıtlamasından sonra Avrupa’dan büyük  miktarda plastik atık alan ülkelerden biri oldu. Mersin Limanı bu giriş noktalarının başında geliyor. 

Sorunun temel noktası şu:

İthal edilen plastiklerin tamamı geri dönüştürülebilir ve temiz olmuyor. Bazıları: karışık, kirli, düşük kaliteli ekonomik olarak geri dönüştürülemeyecek durumda olabiliyor.

Bunların sonuncunda bazı atıklar depolanıyor, bazıları kaçak şekilde doğaya bırakılıyor, bazıları yakılıyor ve bir kısmı da çevreye mikroplastik olarak yayılıyor. Havayı, suyu, toprağı kirletiyor. Çevremizde çok fazla kaçak döküm ve yasadışı şekilde bırakılan atıklarla karşılaşıyoruz

 

MİKROPLASTİKLER DENİZE NASIL ULAŞIYOR?

Mikroplastikler denize nasıl ulaşıyor? Başlıca yollar: Nehir ve drenaj kanalları, rüzgârla taşınan plastik tozları, liman faaliyetleri, sahil turizmi, geri dönüşüm tesislerinden sızıntılar sayılabilir.

Özellikle küçük plastik kırpıntıları yağmurla birlikte denize taşındığında geri toplamak neredeyse imkânsız oluyor. Mersin kıyılarında durum neden daha görünür?

Doğu Akdeniz bölgesinde: Akıntı yapısı, liman yoğunluğu, kıyı yerleşimi, sanayi faaliyetleri plastik birikimini artırabiliyor.

Mersin Körfezi akıntıların yönü, sığ olması ve diğer coğrafi faktörlerin etkisiyle kirlilik yüklerinin toplandığı ve bir daha da körfez dışına çıkmadığı yapısı itibariyle Akdeniz’in kirlilik yükünün en fazla olduğu bölge diyebiliriz.

Ayrıca yaz aylarında: Turizm, tek kullanımlık ürün tüketimi, sahil yoğunluğu mikroplastik oluşumunu hızlandırıyor.

 

ÇÖZÜM NE OLABİLİR?

Alanında uzman çalışanlar ve bilim insanlarının yaptığı çalışmaları incelediğimizde çözüm olarak öne çıkan önerileri sıralamak gerekirse; İthal plastik atık denetimlerinin sıkılaştırılması, ruhsatsız tesislerin kapatılması, modern filtre ve arıtma zorunluluğu, açık depolama alanlarının yasaklanması, nehir ağızlarına plastik tutucu sistemler kurulması, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması ve ilerleyen süreçte yasaklanması, liman denetimlerinin artırılması, deniz yüzeyi ve dip temizliği, geri dönüşüm adı altında sadece depolama yapan sistemlerin engellenmesi olarak öne çıkmaktadır.

 

“AKDENİZ’İN KORUNMASI İÇİN TÜM ÜLKELERİN İŞ BİRLİĞİNDEN BAŞKA BİR YOL NE YAZIK Kİ BULUNMAMAKTA”

Şu hususu da özellikle vurgulamak gerekiyor ki, Akdeniz’de kirlilikle mücadele sadece ülkemizin değil Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin top yekün bir işbirliği içerisinde birlikte yürütmesi gereken çok önemli bir konudur. 2021 yılında Suriye’de bir enerji santralinde yaşanan petrol sızıntısının Mersin sahillerini vurduğu haberi hafızalarımızda yer almaktadır. Akdeniz ülkeleri coğrafyasında yaşanan savaşlar ve siyasi belirsizlikler ne yazık ki bu mücadelenin nasıl yapılacağı konusunda en büyük engeli teşkil etmektedir.

Bugün İtalya kıyılarında da mikroplastik kirliliği görülmektedir. Bu da bize açıkça göstermektedir ki, Akdeniz’in korunması için tüm ülkelerin iş birliği içinde çalışmasından başka bir yol ne yazık ki bulunmamaktadır” şekline konuştu.